Klavyem.nET Topluluğu.
"GÜNLÜK HİKAYE SERİSİ - Kırık Zamanlar - Bölüm 11 - Baskı Önizleme

+- Klavyem.nET Topluluğu. (https://klavyem.net)
+-- Forum: Düşünce Platformu (https://klavyem.net/forumdisplay.php?fid=92)
+--- Forum: Amatör Yazarlar & Hikayeler & Makaleler (https://klavyem.net/forumdisplay.php?fid=94)
+---- Forum: RüyaKapanı (https://klavyem.net/forumdisplay.php?fid=166)
+---- Konu Başlığı: "GÜNLÜK HİKAYE SERİSİ - Kırık Zamanlar - Bölüm 11 (/showthread.php?tid=2262)



"GÜNLÜK HİKAYE SERİSİ - Kırık Zamanlar - Bölüm 11 - RüyaKapanı - 09-10-2025

Bölüm 11: Yüzleşme


Bazı mektuplar, okunmak için değil; taşınmak için yazılır.

Duru, deniz fenerinden döndüğünde gökyüzü çoktan kararmıştı. Fenerin içinde bulduğu o fotoğraf ve gelen mesaj, içini allak bullak etmişti. Mert… hâlâ buradaydı. Ve belli ki her şeyin farkındaydı. Ama neden şimdi? Neden yıllar sonra?

Evine girdiğinde hava ağır, adımlar kararsızdı. Tüm ışıkları kapattı. Sadece annesinin en çok vakit geçirdiği köşe lambasını açtı. Hafif sarı ışık odanın tek canlı yanıydı.

Çekmeceleri bir kez daha taramaya karar verdi. Günlüğün saklandığı eski elbise dolabının iç kısmında, kumaş astarın gevşemiş bir köşesi vardı. Küçük bir dikiş sökülmüş, içinden zarfa benzeyen bir şey sarkıyordu.

Yavaşça çıkardı. Üzerinde sadece bir kelime:
“Affet.”

Eli titreyerek zarfı açtı. İçinden, ince bir el yazısıyla yazılmış birkaç sayfalık bir mektup çıktı. Bu satırlar, Asuman’ın –yani annesinin– boğazında düğümlenen, yıllar boyunca dile getiremediği her şeydi. Duru, elleri titreyerek okumaya başladı:

**“Kızım, Duru’m…

Bu mektubu sana yazmak, hayatım boyunca yaptığım en zor şey oldu.

Ben seni korumaya çalışırken, seni karanlıkta bıraktım.
Ecrin… senin ablan. Bunu bilmeden büyüdün, çünkü bilseydin yükün benimkinden ağır olurdu.

O gece… saat tam 03:46’da... Ecrin, kayboldu. Ama sadece o değil… benim içimdeki her şey de o an öldü.

Gerçeği söyleyemedim. Çünkü herkes sustu. Çünkü çığlığım, duvarlara çarpıp geri döndü.
O gece sen ağlıyordun. Uyanıktın. Ecrin’in odası sessizdi. Sonra pencere açıktı. Sonra... yoktu.

Onu geri getiremeyeceğimi anladığımda, tek çarem seni kaybetmemekti.

Duru… seni o kadar çok sevdim ki, acımı senin üstünden geçirmemek için kendimi parçaladım.
Ama bu mektubu okuduğuna göre, bazı şeyleri öğrendin. Ve ben artık yükünü paylaşmanı istiyorum.

Mert…
O seni gerçekten sevdi. Ama ailesi, Ecrin olayında sessiz kalanlardandı. O da bu yükle yaşayamadı. Gitmek zorundaydı. Şimdi döndüyse, içini hala temizlemek için.

Ona kızma. Bana da.
Sadece... beni anla.

Sevgiyle,

Annen.”**

Duru mektubun sonunda artık ağlıyordu. Gözyaşlarıyla değil; sessizlikle, içten bir sarsıntıyla. Annesi, ölümünden sonra bile ona korumaya çalıştığı o kalkanı bırakmıştı.
Ama Duru o satırları sadece okumadı. O satırlarda kendi ruhunun kırık yerlerini buldu.

Bir insan, bir mektubu okuyarak büyüyebilir miydi?
Duru, ilk kez kendini hem bir çocuk, hem bir kadın, hem bir abla, hem bir hayatta kalmış gibi hissetti.

Bazı yüzleşmeler zamanla olmaz;
Zamanın durduğu bir mektubun içinde olur.
Ve bazen bir anne, öldükten sonra bile kızının elinden tutar.
Duru, ilk kez annesini affetti.
Ve kendini.


Yarın
Bölüm 12 — Saklanan Kaset
Her şeyi anlatan bir ses kaydı bulunur.