Klavyem.nET Topluluğu.
"GÜNLÜK HİKAYE SERİSİ - Kırık Zamanlar - Bölüm 10 - Baskı Önizleme

+- Klavyem.nET Topluluğu. (https://klavyem.net)
+-- Forum: Düşünce Platformu (https://klavyem.net/forumdisplay.php?fid=92)
+--- Forum: Amatör Yazarlar & Hikayeler & Makaleler (https://klavyem.net/forumdisplay.php?fid=94)
+---- Forum: RüyaKapanı (https://klavyem.net/forumdisplay.php?fid=166)
+---- Konu Başlığı: "GÜNLÜK HİKAYE SERİSİ - Kırık Zamanlar - Bölüm 10 (/showthread.php?tid=2261)



"GÜNLÜK HİKAYE SERİSİ - Kırık Zamanlar - Bölüm 10 - RüyaKapanı - 08-10-2025

Bölüm 10: Deniz Feneri


Bazı ışıklar yol göstermez; sadece geçmişi aydınlatır.

Deniz kıyısında, zamanla boyası dökülmüş, pencereleri yosun tutmuş eski bir deniz feneri vardı. Kasabalılar için orası sadece terk edilmiş bir yapıydı; rüzgarın uğultusuyla konuşan, tuzla yıkanmış taş bir kule. Ama Duru için orası, annesinin günlüğünde geçen tek bir cümleyle yeniden anlam kazanmıştı:

“Işığın en yüksekten vurduğu yerde, en karanlık sırlarımız kaldı.”

Ve o fenerin yakınlarında bir başka anı vardı.
Mert.

Yıllar önce Duru'nun ellerinden tuttuğu, gözlerine bakarak konuştuğu o çocuk... fenerin etrafında dönüp dolaşırdı. Orası onların sessiz sığınağıydı. Ama Mert bir gece aniden gitmişti. Arkasında hiçbir şey bırakmadan. En azından Duru öyle sanıyordu.

Artık bu suskunluğa daha fazla yer yoktu. Duru, sabah erken saatlerde fenerin yolunu tuttu. Eski taş merdivenlerin her adımı, hafızasında yankılandı. Parmak uçlarıyla paslı metal trabzanları tutarken, duvarda bir kazıma dikkatini çekti:

“Seni bekledim, ama sen gelmedin.”
Altında bir harf: M.

Birden boğazı düğümlendi.
Mert... gerçekten buradaydı.

Fenerin tepesine çıktığında, yerin altında kalmış gibi hissedilen duygular birden yüzeye çıktı. Ufuk çizgisi, sabah ışığıyla bulanmıştı. Duru, cebindeki film rulosunu çıkardı. Annesinin bıraktığı o küçük şey. Merdivenin alt kısmında, paslı bir kutu dikkatini çekti. Ruloya benzeyen bir şeyin sığabileceği kadar küçük… ve kilitli.

Sandıktan çıkan anahtarı denedi. Tık. Açıldı.
İçinde ne bir film makinesi, ne bir belge…
Sadece bir fotoğraf vardı:
Duru, Mert ve... Ecrin.

O an nefesi kesildi.
Ecrin’in varlığına dair elindeki ilk kanıt.

Fotoğrafın arkasında, çocuk yazısıyla yazılmış bir cümle:

“Üç kişilik bir sır saklıyoruz.”

Fenerde yankılanan sessizlik, artık Duru’nun içine çökmüş bütün o sessiz kasabadan daha ağırdı. Mert’in neden gittiğini anlamaya başlıyordu. O da bir şey biliyordu. Belki bir tanıktı. Belki de bu yükle yaşayamamıştı.

Tam o anda, telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

“Fenerde ne bulduğunu biliyorum. Görüşmemiz gerek. – M”

Kalbi yerinden fırlayacak gibi attı.
Yıllar sonra ilk kez… Mert.
Sessizliğin tam ortasında, yeniden.

Bazı yerler, sadece ayak izlerini değil, kalbin izini de saklar.
Deniz feneri, onları koruyan bir duvar değil, geçmişle yüzleştiren bir ışık oldu.
Ve şimdi…
O ışığın altında, geçmiş yeniden yazılmak üzereydi.



Yarın
Bölüm 11 — Yüzleşme
Annesinin son mektubu