Klavyem.nET Topluluğu.

Tam Versiyon: "GÜNLÜK HİKAYE SERİSİ - Gece Yarısı Anahtarı - Bölüm 12
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Bölüm 12 — Geçmişin Gölgeleri

Elif ve Mert, eski evin bodrumunda buldukları harita ve notlar üzerinde çalışmaya devam ediyorlardı. 

Harita, sadece evin değil, Ayvalık’ın gizemli ve karanlık tarihine de işaret ediyordu.

Mert, haritayı dikkatle inceleyip birden durdu: “Burada, kasabanın dışındaki eski bir yapı var. 

Haritada ‘Karanlık Ev’ olarak işaretlenmiş. Burası hakkında hiç duydun mu?”
Elif başını salladı. “Birkaç yaşlı komşudan bahsetmişlerdi ama kimse gitmek istemiyor. Sanki lanetli bir yer gibi.”

Gece olunca, ikisi cesaretlerini toplayıp bu ‘Karanlık Ev’e gitmeye karar verdi. Elif’in kalbi heyecandan ve korkudan hızlı atıyordu.

Ayvalık’ın rüzgarlı sokaklarında yürürken, eski yapı görünmeye başladı. Terk edilmiş, yıkık dökük ve karanlık pencerelerinden sanki onları izleyen gözler vardı
.
Kapıyı zorlayarak açtıklarında, içeride zamanın durduğunu hissettiler. Tozlu bir masanın üzerinde eski bir kutu vardı. Kutuyu açtıklarında, eski mektuplar, fotoğraflar ve kasabanın karanlık sırlarını anlatan belgelerle karşılaştılar.

Ama o anda, evin içinde bir şey hareket etti. Arkalarına baktıklarında, gölgelerin içinde bir figür belirdi.

Gölgelerin içinden çıkan siluet yavaşça belirmeye başladı. Elif ve Mert, kutunun başında donakalmış halde nefeslerini tutmuştu. Figür, insan formunda görünüyordu ama yüzü net değildi — sanki karanlık onu örtüyordu.

Elif, kutunun içinden çıkan bir fotoğrafı elinde sıkıca tutarken figür bir adım daha attı. Ahşap zemin inceden gıcırdadı. Mert elini Elif’in omzuna koydu, gözlerini figürden ayırmıyordu.

“Sen… kimsin?” diye seslendi Mert, sesi çatallanarak.

Figür cevap vermedi. Yalnızca başını hafifçe eğdi. O sırada Elif’in elindeki eski fotoğraf bir anda sıcaklaştı. Sanki biri onu içeriden yakmaya çalışıyordu. Elif fotoğrafı yere düşürdü.

Ve o an figür konuştu. Sesi hem tanıdık hem de tüyler ürperticiydi:

“Zamanı geldi… geçmişin kefareti ödenmeli.”

Mert, fotoğrafın üzerine eğildi. Yerdeki resimde dört çocuk vardı — biri Elif, biri Mert, biri Melis’ti... ve diğerini ilk defa görüyordu. Adı arkaya kurşun kalemle yazılmıştı: Suat.

Elif fısıldadı: “Suat… o dördüncü çocuk… onu hiç hatırlamıyorum.”

Mert’in yüzü gerildi. “Çünkü onun adı bir daha anılmadı Elif. Suat... o yaz, bu kasabada kayboldu.”

Figür bir anda parladı, karanlıkla birlikte çözülmeye başladı. Ama giderken bir kelime daha fısıldadı:

“Karanlık Ev, sadece başlangıç.”

Gölge yok olduğunda, odanın köşesinden başka bir kutu daha ortaya çıktı. Bu kutunun üstünde ise tek bir kelime yazıyordu: “Kurban.”

Elif kutuya yaklaşırken, evin duvarları sanki nefes alıyormuş gibi titredi. Geçmişin gölgeleri artık sadece hatıralarda değildi. Onlar geri dönmüştü. Ve her biri bir hesap sormaya gelmişti.

Tam o anda, bodrumun loş köşesinden hafif bir fısıltı yükseldi; adeta eski sırların hala burada yaşadığını ve uyanmayı beklediğini anlatıyordu. Bu fısıltılar, onları bekleyen daha büyük tehlikenin sadece başlangıcıydı.


Yarın
Bölüm 13 — Gölgedeki Tehdit
Karanlık sadece geceleri değil, şimdi Elif’in her adımını takip ediyordu.