18-09-2025, 04:01 PM
Bölüm 7 — Sırların Gölgesinde
Gündüzleri kasabada dolaşırken, geceleri araştırmalarını sürdüren Elif, birilerinin onu izlediğini hissetmeye başladı.
Telefonuna gelen gizemli mesajlar, kapısının önünde bulunan işaretler onu tedirgin etti.
Ama öğrendikleri daha da ürkütücüydü;
Ayvalık’ın eski sakinlerinden bir kısmı, yıllar önce gizemli şekilde ortadan kaybolmuştu.
Elif artık kaçmak istemiyordu; gerçekleri ortaya çıkarmak için savaşmaya karar verdi.
Ayvalık’ın taş döşeli, rüzgârlı sokakları gün içinde ne kadar huzurlu görünse de, geceleri sanki başka bir kasabaya dönüşüyordu.
Elif için artık bu dönüşüm, yalnızca geceyle gelen karanlıktan ibaret değildi.
Kasaba, her gün biraz daha onu içine çekiyor, kendi sessizliğine boğuyordu.
Gündüz saatlerinde araştırma yapmak için kasabanın arşiv binasına gittiğinde, görevli memur ona ilk başta yardım etmeye sıcak bakmıştı.
Ancak Elif, kaybolan kişilere dair dosyaları istediğinde adamın yüz ifadesi değişti.
"Bu isimler... artık kayıtlarda görünmüyor," dedi kısık bir sesle.
"Yani silinmiş mi?"
"Hayır," dedi adam gözlerini kaçırarak. "Hiç var olmamış gibiler."
Elif şaşkındı. Bu insanlar yıllar önce yaşamıştı; bunu hem günlükten hem de bodrumda bulduğu fotoğraflardan biliyordu.
Ama resmi olarak yoklardı.
Aynı akşam, eve dönerken arkasında birilerinin yürüdüğünü hissetti.
Ayak sesleri, onun adımlarına uymuyor, bazen hızlanıyor, bazen yavaşlıyordu. Birkaç kez arkasına döndü, kimseyi göremedi. Ama rüzgârla birlikte gelen bir fısıltı kulağında yankılandı:
“Durma, sen de onlar gibi olacaksın...”
Eve ulaştığında kapısının önünde, küçük bir kağıt parçası buldu.
Üzerinde siyah mürekkeple çizilmiş bir sembol vardı: iç içe geçmiş üç çember ve ortasında bir göz.
Bu sembolü daha önce görmemişti, ama sanki o an beynine kazındı.
O gece, telefonuna gelen isimsiz mesaj ise her şeyi daha da tuhaflaştırdı:
"Geri dön. Henüz geç değil."
Elif, telefon numarasına baktı ama kayıtlı değildi. Geri aradı, ulaşılamıyordu. Her şey onu korkutuyor olabilirdi ama içinde yavaş yavaş büyüyen bir şey vardı: Cesaret.
Bu kasabada yıllar önce yaşananlar, şimdi yeniden canlanıyor gibiydi. Kaybolan insanlar, susturulan gerçekler ve sessizliğe gömülmüş anılar…
Elif artık kaçmak istemiyordu.
Sadece cevapları değil, adaletin de peşindeydi. Bu ev, bu kasaba, bu gölgeler… Her biri, çözülememiş bir bilmeceydi ve Elif artık sadece izleyen değil, çözmeye kararlı olan taraftaydı.
Gözlerini kapattı ve bir karar verdi:
Yarından itibaren, yalnızca okumayacak, araştırmayacak… soracak, zorlayacak ve gerekirse karşısına çıkan her korkuyla yüzleşecekti.
Çünkü sırlar, gölgede kaldıkça güçleniyordu. Ve Elif, artık o gölgelerin karşısında dimdik durmaya hazırdı.
Ama o gece, Elif’in evinde her şey sessiz görünse de, kasabanın derin karanlığında yeni bir tehlike çoktan adım atmıştı
Yarın
Bölüm 8 — Gece Yarısı Ziyareti
“Bazı ziyaretler kapı çalmaz. Çünkü zaten içerdedirler.”
Gündüzleri kasabada dolaşırken, geceleri araştırmalarını sürdüren Elif, birilerinin onu izlediğini hissetmeye başladı.
Telefonuna gelen gizemli mesajlar, kapısının önünde bulunan işaretler onu tedirgin etti.
Ama öğrendikleri daha da ürkütücüydü;
Ayvalık’ın eski sakinlerinden bir kısmı, yıllar önce gizemli şekilde ortadan kaybolmuştu.
Elif artık kaçmak istemiyordu; gerçekleri ortaya çıkarmak için savaşmaya karar verdi.
Ayvalık’ın taş döşeli, rüzgârlı sokakları gün içinde ne kadar huzurlu görünse de, geceleri sanki başka bir kasabaya dönüşüyordu.
Elif için artık bu dönüşüm, yalnızca geceyle gelen karanlıktan ibaret değildi.
Kasaba, her gün biraz daha onu içine çekiyor, kendi sessizliğine boğuyordu.
Gündüz saatlerinde araştırma yapmak için kasabanın arşiv binasına gittiğinde, görevli memur ona ilk başta yardım etmeye sıcak bakmıştı.
Ancak Elif, kaybolan kişilere dair dosyaları istediğinde adamın yüz ifadesi değişti.
"Bu isimler... artık kayıtlarda görünmüyor," dedi kısık bir sesle.
"Yani silinmiş mi?"
"Hayır," dedi adam gözlerini kaçırarak. "Hiç var olmamış gibiler."
Elif şaşkındı. Bu insanlar yıllar önce yaşamıştı; bunu hem günlükten hem de bodrumda bulduğu fotoğraflardan biliyordu.
Ama resmi olarak yoklardı.
Aynı akşam, eve dönerken arkasında birilerinin yürüdüğünü hissetti.
Ayak sesleri, onun adımlarına uymuyor, bazen hızlanıyor, bazen yavaşlıyordu. Birkaç kez arkasına döndü, kimseyi göremedi. Ama rüzgârla birlikte gelen bir fısıltı kulağında yankılandı:
“Durma, sen de onlar gibi olacaksın...”
Eve ulaştığında kapısının önünde, küçük bir kağıt parçası buldu.
Üzerinde siyah mürekkeple çizilmiş bir sembol vardı: iç içe geçmiş üç çember ve ortasında bir göz.
Bu sembolü daha önce görmemişti, ama sanki o an beynine kazındı.
O gece, telefonuna gelen isimsiz mesaj ise her şeyi daha da tuhaflaştırdı:
"Geri dön. Henüz geç değil."
Elif, telefon numarasına baktı ama kayıtlı değildi. Geri aradı, ulaşılamıyordu. Her şey onu korkutuyor olabilirdi ama içinde yavaş yavaş büyüyen bir şey vardı: Cesaret.
Bu kasabada yıllar önce yaşananlar, şimdi yeniden canlanıyor gibiydi. Kaybolan insanlar, susturulan gerçekler ve sessizliğe gömülmüş anılar…
Elif artık kaçmak istemiyordu.
Sadece cevapları değil, adaletin de peşindeydi. Bu ev, bu kasaba, bu gölgeler… Her biri, çözülememiş bir bilmeceydi ve Elif artık sadece izleyen değil, çözmeye kararlı olan taraftaydı.
Gözlerini kapattı ve bir karar verdi:
Yarından itibaren, yalnızca okumayacak, araştırmayacak… soracak, zorlayacak ve gerekirse karşısına çıkan her korkuyla yüzleşecekti.
Çünkü sırlar, gölgede kaldıkça güçleniyordu. Ve Elif, artık o gölgelerin karşısında dimdik durmaya hazırdı.
Ama o gece, Elif’in evinde her şey sessiz görünse de, kasabanın derin karanlığında yeni bir tehlike çoktan adım atmıştı
Yarın
Bölüm 8 — Gece Yarısı Ziyareti
“Bazı ziyaretler kapı çalmaz. Çünkü zaten içerdedirler.”